
Neden REKO? Bir Yeniden İnşa Hikayesi
Reko Psikoloji olarak ilk adımda neden REKO sorusuna cevap bulmak kıymetlidir.
İlk olarak Rekonstrüksiyon kelimesinden alınan REKO; Yeniden Kurma, yeniden inşa etmek, var olan parçayı/bölümü restore ederek yeniden işlev kazandırma anlamındadır. Bir diğer anlamı ise Sistemik Psikoterapi Ekolünde bireyin Profesyonel Kişilik Gelişimi kavramını karşılıyor olmasıdır.
Bloglarımız
Bu bölüm; güncel yaklaşımlar, farkındalık çalışmaları ve kurumsal gelişim süreçlerine dair bilimsel ve güvenilir içerikler sunar. Bireysel ve profesyonel yaşamınıza eşlik edecek pratik bilgilerle süreçlerinizi desteklemeyi hedefler.
-
İletişim Tuzağı: Sen Dili
Devamını Oku ->: İletişim Tuzağı: Sen Diliİletişim dili, yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Kullandığımız dil, düşünme biçimimizin yansımasıdır. Bu noktada en sık karşılaşılan iki ifade biçimi vardır: sen dili ve ben dili.
-
Profesyonel Yaşamda: X, Y ve Z Kuşağı Farklılıkları
Devamını Oku ->: Profesyonel Yaşamda: X, Y ve Z Kuşağı Farklılıklarıİş yaşamında farklı kuşakların bir arada çalışması giderek daha görünür bir konu hâline gelmiştir. Aynı kurum içinde X, Y ve Z kuşaklarına mensup çalışanların yer alması; beklentiler, çalışma biçimleri ve motivasyon kaynakları açısından belirli farklılıkları da beraberinde getirebilmektedir. Bu farklılıklar çoğu zaman “uyum sorunu” başlığı altında ele alınsa da kuşak araştırmaları bunun daha çok bağlamsal ve sosyo-kültürel gelişim süreçleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir (Twenge, 2017).
-
Daha İyisi mi, Daha Fazlası mı? Performans Baskısı
Devamını Oku ->: Daha İyisi mi, Daha Fazlası mı? Performans BaskısıPerformans baskısı, modern iş yaşamının kaçınılmaz unsurlarından biridir. Ancak performansın sürekli artması gerektiği algısı, çalışanları sürdürülemez bir döngünün içine sokabilir. “Daha iyi olmak” ile “daha fazla yapmak” arasındaki ayrım silikleştiğinde, performans baskısı gelişimden çok tükenmişlik üretir.
-
Kurumsal Hayatta Etkin ve Etkili İletişim
Devamını Oku ->: Kurumsal Hayatta Etkin ve Etkili İletişimKurumsal hayatta iletişim çoğu zaman “doğru kelimeleri seçmek” olarak ele alınır. Halbuki iletişim yalnızca söylenenlerden değil; nasıl söylendiğinden, hangi bağlamda söylendiğinden ve hangi ilişki zemini içinde kurulduğundan oluşur (Watzlawick, Beavin & Jackson, 1967). Bu nedenle etkin ve etkili iletişim, teknik bir beceriden çok; kurumun kültürü, rollerin netliği ve bireylerin sınırlarıyla doğrudan ilişkilidir.
-
Kurumsal Hayatta Görünmeyen Yük Rol – Sorumluluk – Beklenti Ayrımı
Devamını Oku ->: Kurumsal Hayatta Görünmeyen Yük Rol – Sorumluluk – Beklenti AyrımıKurumsal hayatta tükenmişliğin en sık gözden kaçan nedenlerinden biri, rol, sorumluluk ve beklenti kavramlarının birbirine karışması olarak bilinmektedir. Çoğu çalışan “çok çalıştığını” değil, ne için çalıştığını bilmediğini ifade eder. Bu belirsizlik hali, zamanla psikolojik yükü artırır.
-
Dayanmak mı Katlanmak Mı?
Devamını Oku ->: Dayanmak mı Katlanmak Mı?Psikolojik dayanıklılık, çoğu zaman yanlış biçimde “zorlanmamak” ya da “her şeye katlanabilmek” olarak tanımlanır. Oysa psikoloji literatüründe dayanıklılık; zorlayıcı yaşam ve iş koşulları karşısında esnek kalabilme, toparlanabilme ve işlevselliği sürdürebilme becerisi olarak ele alınır. Kurumsal hayatta dayanıklılık, tükenmişliği önleyen en önemli psikolojik kaynaklardan biridir.
-
Stresle Savaşmak Yerine Stresle İlişki Kurmak
Devamını Oku ->: Stresle Savaşmak Yerine Stresle İlişki KurmakStres, kurumsal hayatta çoğu zaman “yenilmesi gereken bir düşman” olarak ele alınır. Oysa psikoloji literatürü, stresin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını; asıl belirleyici olanın stresle kurulan ilişki olduğunu göstermektedir.
-
Kurumsal İletişimde Dilin Gücü
Devamını Oku ->: Kurumsal İletişimde Dilin GücüKurumsal hayatta iletişim sorunları çoğu zaman ne söylendiğinden çok, nasıl söylendiğiyle ilgilidir. Aynı içerik; farklı bir dil kullanımıyla ya çatışma yaratır ya da iş birliğini güçlendirir.
-
Tükenmişliğin Sessiz Habercisi Kurumsal Hayatta “Hayır” Diyememek
Devamını Oku ->: Tükenmişliğin Sessiz Habercisi Kurumsal Hayatta “Hayır” DiyememekKurumsal hayatta birçok çalışan için “hayır” demek, çoğu zaman risk almakla eşdeğer görülür. Ek sorumluluklar, bitmeyen işler, mesai saatlerini aşan talepler ve görünmez beklentiler zamanla normalleşir. Oysa bu süreç, çoğu zaman fark edilmeden tükenmişlik sendromuna zemin hazırlar.
-
Verimi Düşüren Sessiz Yük: Net Olmayan Roller ve Taşan Sorumluluklar
Devamını Oku ->: Verimi Düşüren Sessiz Yük: Net Olmayan Roller ve Taşan SorumluluklarKurumsal yapılarda verimlilik çoğu zaman hedefler, KPI’lar ve performans göstergeleri üzerinden değerlendirilir. Bu göstergelerin altında, çoğu zaman görünmeyen ama belirleyici bir faktör vardır: rol netliği.
-
İşten Çıkarılma Nasıl Yapılırsa, Kurum O Olur
Devamını Oku ->: İşten Çıkarılma Nasıl Yapılırsa, Kurum O OlurKurumsal hayatta işten çıkarma çoğu zaman operasyonel bir karar olarak ele alınır: bütçe, performans, yeniden yapılanma. İşten çıkarılma biçimi, kararın kendisi kadar etkilidir. Hatta çoğu zaman, ayrılışın nasıl yapıldığı; kalan çalışanların kuruma duyduğu güveni, aidiyet hissini ve geleceğe dair algısını doğrudan belirler (Brockner, 1992).
-
Kurumsal Hayatta “Hayır” Diyebilmek: Öğrenilebilir Bir Psikolojik Beceri
Devamını Oku ->: Kurumsal Hayatta “Hayır” Diyebilmek: Öğrenilebilir Bir Psikolojik BeceriKurumsal hayatta “hayır” diyebilmek çoğu zaman kişilik özelliği gibi değerlendirilir. Araştırmalar, sınır koymanın doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir psikolojik beceri olduğunu ortaya koymaktadır.
Bizimle İletişime Geçin
Süreçlerimiz hakkında detaylı bilgi almak veya merak ettiklerinizi sormak için iletişim sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Sayfamız üzerinden konum bilgilerimize ulaşabilir, size en uygun iletişim kanalını seçerek bize doğrudan mesaj iletebilirsiniz. Sorularınızı yanıtlamak ve gelişim yolculuğunuza eşlik etmek için sizden haber bekliyoruz.

