Psikolojik Dayanıklılık Nasıl Geliştirilir?
Psikolojik dayanıklılık, çoğu zaman yanlış biçimde “zorlanmamak” ya da “her şeye katlanabilmek” olarak tanımlanır. Oysa psikoloji literatüründe dayanıklılık; zorlayıcı yaşam ve iş koşulları karşısında esnek kalabilme, toparlanabilme ve işlevselliği sürdürebilme becerisi olarak ele alınır. Kurumsal hayatta dayanıklılık, tükenmişliği önleyen en önemli psikolojik kaynaklardan biridir.
Psikolojik Dayanıklılık Ne Değildir?
Dayanıklılık;
- Duyguları bastırmak,
- Her koşula uyum sağlamak,
- Sınır ihlallerine sessiz kalmak değildir.
Bu yanlış tanımlar, özellikle yoğun performans baskısının olduğu kurumlarda çalışanların kendilerini zorlamalarına ve tükenmişliği “kişisel yetersizlik” olarak algılamalarına neden olabilir. Dayanıklılık, bireyin sınırlarını fark edebilmesiyle başlar.
Psikolojik Dayanıklılığın Temel Bileşenleri
1. Duygusal Farkındalık
Dayanıklı bireyler, zorlandıklarını inkâr etmek yerine bunu fark edebilir ve adlandırabilir. Duygularını tanıyabilmek, stresin kronikleşmesini önleyen temel bir faktördür. Araştırmalar, duygusal farkındalığı yüksek bireylerin stresli durumlara daha esnek tepkiler verdiğini göstermektedir (Southwick & Charney, 2012).
Yoğun bir proje döneminde sürekli yorgun hissettiğini fark eden bir çalışanın, bunu “başarısızlık” yerine bir sinyal olarak ele alması, dayanıklılığın ilk adımıdır.
2. Sınır Koyabilme ve Önceliklendirme
Psikolojik dayanıklılık, her talebi karşılayabilmekten değil; hangi taleplerin karşılanabileceğini ayırt edebilmekten geçer. Connor ve Davidson’un (2003) çalışmaları, dayanıklılığı yüksek bireylerin stres altında daha net sınırlar koyabildiğini göstermektedir.
Bir çalışanın, mevcut iş yükünü ve teslim tarihlerini görünür kılarak yeni bir görevi başka bir zamana erteleyebilmesi, dayanıklılığın işlevsel bir göstergesidir.
3. Destek Sistemlerini Kullanabilme
Dayanıklılık bireysel bir “tek başına baş etme” kapasitesi değildir. Sosyal destek, psikolojik dayanıklılığın en güçlü belirleyicilerinden biridir. Kurumsal bağlamda bu; ekip içi iş birliği, yöneticiden destek görebilme ve zorlanmayı dile getirebilme imkânıdır (Southwick & Charney, 2012).
Zorlandığını ekip arkadaşlarıyla paylaşabilen çalışanlar, yükü tek başına taşımaya çalışanlara kıyasla daha hızlı toparlanabilmektedir.
4. Anlam ve Amaç Duygusu
Dayanıklılık, yapılan işin anlamıyla da ilişkilidir. Araştırmalar, işini kişisel değerleriyle ilişkilendirebilen bireylerin zorlanma karşısında daha dirençli olduğunu göstermektedir (Bonanno, 2004).
Psikolojik Dayanıklılığı Geliştirmeyi Zorlaştıran Etmenler
Psikolojik dayanıklılığın gelişimini zorlaştıran unsurlar çoğu zaman bireysel değil, yapısaldır:
- Sürekli belirsizlik ve rol karmaşası
- Yüksek performans baskısı ve gerçekçi olmayan beklentiler
- Psikolojik güvenin olmadığı ekip kültürü
- Hata yapmaya toleransın düşük olması
- Dinlenmenin ve mola vermenin değersizleştirilmesi
Bu koşullarda çalışanlardan “daha dayanıklı olmaları” beklenmesi, sorumluluğu bireyin omuzlarına yükler ve tükenmişliği artırır (Maslach & Leiter, 2016).
Dayanıklılık Nasıl Geliştirilebilir?
Psikolojik dayanıklılık;
- Farkındalık,
- Sınır koyma,
- Destek alma ve kurumsal düzeyde sağlanan psikolojik güven ile gelişir.
Bu nedenle dayanıklılığı artırmaya yönelik çalışmalar, yalnızca bireysel becerilere değil; çalışma kültürüne de odaklanmalıdır.
Kaynakça
- Connor, K. M., & Davidson, J. R. (2003). Development of a new resilience scale.
- Southwick, S. M., & Charney, D. S. (2012). Resilience.
- Bonanno, G. A. (2004). Loss, trauma, and human resilience.
- Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout.