İşten çıkarılmak çoğu zaman yalnızca bir iş sözleşmesinin sona ermesi değildir.
Bazen bir rutinin, bazen yıllardır emek verilen bir ekibin, bazen de kişinin kendini ait hissettiği bir ortamın kaybıdır. Bu nedenle işten çıkarılmanın ardından yalnızca ekonomik değil, duygusal bir süreç de başlayabilir. Öfke, hayal kırıklığı, utanç, belirsizlik ya da yoğun bir kaygı hissedilebilir. Bunların her biri oldukça anlaşılabilir tepkilerdir.
Ancak ilk duygular biraz yatıştıktan sonra birçok kişinin zihninde benzer bir soru belirir:
“Bu yaşanan bana ne söylüyor?”
Bu sorunun tek ve herkes için geçerli bir cevabı yoktur.
Çünkü her işten çıkarılma aynı hikâyeyi anlatmaz.
Her İşten Çıkarılma Aynı Nedenle Gerçekleşmez
Bazı durumlarda iş ilişkisinin sona ermesi, çalışanın performansı, ekip içindeki iş birliği, sorumluluklarını yerine getirme biçimi ya da mesleki yeterlilikleriyle ilişkili olabilir. Böyle durumlarda yaşanan deneyim, başlangıçta ne kadar zorlayıcı olursa olsun, kişinin gelişime açık yönlerini fark etmesine katkı sağlayabilir.
Ancak bunun kadar gerçek olan başka durumlar da vardır.
Ekonomik daralmalar, yeniden yapılanmalar, bütçe kısıtlamaları, pozisyonların kapatılması, yönetim değişiklikleri, kurum kültürüyle uyumsuzluk, etik anlaşmazlıklar ya da yöneticilerle yaşanan çatışmalar da işten çıkarmaların nedeni olabilir. Bazen kurumun ihtiyaçları değişir; bazen de doğru çalışan ile doğru kurum aynı yerde buluşamayabilir.
Dolayısıyla işten çıkarılmış olmak ile yetersiz olmak arasında doğrudan bir ilişki kurmak her zaman doğru olmayabilir.
Çıkarılma Şekli de Deneyimin Bir Parçasıdır
İşten çıkarılmanın yalnızca nedeni değil, nasıl gerçekleştirildiği da kişinin bu süreci nasıl yaşayacağını etkileyebilir.
Şeffaf bir iletişimle yapılan, gerekçeleri açıklanan ve çalışanın emeğine saygı gösterilen bir ayrılık ile; hazırlıksız yakalanılan, belirsizlik içinde bırakılan ya da küçük düşürücü bir dille gerçekleştirilen bir ayrılık aynı psikolojik etkiyi yaratmayabilir.
Bir çalışan, yaşadığı incinmeyi bazen işini kaybettiği için değil, kendisine nasıl davranıldığı için daha yoğun hissedebilir.
Bu nedenle işten çıkarılmanın yarattığı duygusal etkinin tamamını kişinin performansına bağlamak da, yalnızca işten çıkarılmış olmasına bağlamak da eksik bir değerlendirme olabilir.
Kendimizi Suçlamak da, Hiç Sorumluluk Almamak da Aynı Ölçüde Zorlayıcı Olabilir
İşten çıkarıldıktan sonra insanlar bazen iki uçtan birine savrulabilir.
İlkinde kişi yaşanan her şeyi kendisine yükler.
“Demek ki başarısızım.”
“Yeterince iyi olsaydım beni çıkarmazlardı.”
Diğer uçta ise yaşanan her şey tamamen kuruma yüklenebilir.
“Benim hiçbir hatam yoktu.”
“Sorun tamamen onlardaydı.”
Oysa gerçek yaşam çoğu zaman bu kadar siyah ve beyaz değildir.
Bazen gerçekten haksızlığa uğramış olabiliriz.
Bazen de fark etmediğimiz gelişim alanlarımız olabilir.
Hatta bazen ikisi aynı anda doğru olabilir.
Bir yönetici süreci sağlıklı yönetmemiş olabilir; aynı zamanda bizim de iletişim kurma biçimimiz, ekip çalışmasına yaklaşımımız ya da performansımız üzerinde düşünmemiz gereken noktalar bulunabilir.
Bu iki olasılık birbirini dışlamak zorunda değildir.
Öz Değerlendirme ile Öz Suçlama Aynı Şey Değildir
Yaşanan deneyim üzerine düşünmek önemlidir. Ancak bunu yaparken kendimizi yargılamak ile kendimizi değerlendirmek arasında önemli bir fark vardır.
Öz suçlama, tek bir olaydan hareketle kişinin kendisi hakkında kesin sonuçlara ulaşmasına neden olabilir.
“Ben başarısız bir çalışanım.”
“Kimse benimle çalışmak istemez.”
Öz değerlendirme ise daha farklı sorular sorar:
“Bu süreçte bana hangi geri bildirimler verilmişti?”
“Bunlardan hangileri üzerinde çalışabilirim?”
“Benzer geri bildirimleri daha önce de almış mıydım?”
“Kurumun koşulları bu kararda ne kadar etkili olmuş olabilir?”
“Aynı durum tekrar yaşansa ben farklı ne yapabilirdim?”
Bu soruların amacı kişiyi suçlamak değil; yaşanan deneyimi tek boyutlu bir hikâyeye dönüştürmeden anlamlandırabilmektir.
Her Geri Bildirim Doğru Değildir; Her Geri Bildirim Yanlış da Değildir
İş yaşamında aldığımız geri bildirimler değerlidir. Ancak her geri bildirimi mutlak doğru kabul etmek kadar, tamamını reddetmek de gelişim fırsatlarını kaçırmamıza neden olabilir.
Belki de önemli olan, geri bildirimin kim tarafından, hangi koşullarda ve hangi kanıtlara dayanarak verildiğini değerlendirebilmektir.
Bazen tek bir yöneticinin olumsuz değerlendirmesi, yıllardır farklı ekiplerden alınan olumlu geri bildirimlerle örtüşmeyebilir.
Bazen ise farklı ortamlarda benzer geri bildirimleri tekrar tekrar almak, üzerinde düşünmeye değer bir örüntüye işaret edebilir.
Bu ayrımı yapabilmek, hem özgüveni koruyabilmek hem de gelişime açık kalabilmek açısından önemlidir.
Yaşanan Deneyim Kimliğiniz Olmak Zorunda Değil
İşten çıkarılmak önemli bir yaşam olayıdır.
Üzücü olabilir.
Öfkelendirebilir.
Gelecekle ilgili kaygıları artırabilir.
Ancak yaşanan bu deneyim, tek başına kim olduğunuzu tanımlamaz.
Belki bu süreç size gerçekten geliştirmeniz gereken yönlerinizi göstermiştir.
Belki de çalıştığınız kurumun sınırlarını, değerlerini ya da yönetim anlayışını daha net görmenizi sağlamıştır.
Belki de her ikisi birden olmuştur.
Bu nedenle işten çıkarıldıktan sonra sorulabilecek en işlevsel soru belki de şudur:
“Bu yaşananın bana ait olan kısmı ne, bana ait olmayan kısmı ne?”
Bu soruya dürüstçe yaklaşabilmek, ne kendimizi gereksiz yere suçlamayı ne de bütün sorumluluğu dışarıya yüklemeyi gerektirir.
Çünkü bazen büyümek, haklı ya da haksız olduğumuzu kanıtlamaktan çok, yaşadığımız deneyimden öğrenebildiğimiz kadarını alıp yolumuza devam edebilmektir.
Kaynakça
Bies, R. J. (2015). Interactional justice: Looking backward, looking forward. In R. S. Cropanzano & M. L. Ambrose (Eds.), The Oxford handbook of justice in the workplace (pp. 89–107). Oxford University Press.
Fisher, C. D., & Ashkanasy, N. M. (2000). The emerging role of emotions in work life. Journal of Organizational Behavior, 21(2), 123–129.
Lazarus, R. S., & Folkman, S. (1984). Stress, appraisal, and coping. Springer.
Schlossberg, N. K. (1981). A model for analyzing human adaptation to transition. The Counseling Psychologist, 9(2), 2–18.
Wanberg, C. R. (2012). The individual experience of unemployment. Annual Review of Psychology, 63, 369–396.