Kurumsal hayatta birçok çalışan için “hayır” demek, çoğu zaman risk almakla eşdeğer görülür. Ek sorumluluklar, bitmeyen işler, mesai saatlerini aşan talepler ve görünmez beklentiler zamanla normalleşir. Oysa bu süreç, çoğu zaman fark edilmeden tükenmişlik sendromuna zemin hazırlar.
Kurumsal yapılarda verimlilik çoğu zaman hedefler, KPI’lar ve performans göstergeleri üzerinden değerlendirilir. Bu göstergelerin altında, çoğu zaman görünmeyen ama belirleyici bir faktör vardır: rol netliği.
Kurumsal hayatta işten çıkarma çoğu zaman operasyonel bir karar olarak ele alınır: bütçe, performans, yeniden yapılanma. İşten çıkarılma biçimi, kararın kendisi kadar etkilidir. Hatta çoğu zaman, ayrılışın nasıl yapıldığı; kalan çalışanların kuruma duyduğu güveni, aidiyet hissini ve geleceğe dair algısını doğrudan belirler (Brockner, 1992).
Kurumsal hayatta “hayır” diyebilmek çoğu zaman kişilik özelliği gibi değerlendirilir. Araştırmalar, sınır koymanın doğuştan gelen bir özellik değil; öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir psikolojik beceri olduğunu ortaya koymaktadır.